YazarGezer.com

[Anasayfa] [Asya] [Çin] [Tibet]
  • Tibet

    TİBET; İnsanlar, Sokaklar, Dağlar

    Dr. Cüneyt BAŞBUĞU  (yazarımızı tanıyalım)

    Tibet_resim

    Trans-Tibet Ekspresi

    Sonraki Bölüm :  Lhasa

    Xİ-AN merkez tren istasyonu, bu güne kadar gördüğüm en karmaşık tren istasyonu. Belki yenisi inşa edildiğinden ihmal ediliyor ya da her zaman böyleydi. İki gündür kaldığımız Xi-An’dan, Tibet’e gitmek için trene binmeye çalışıyoruz. Havaalanından bile çok daha fazla sayıda olan güvenlik kontrollerinden  geçiyoruz.  Tibet’e girmek için, Çin vizesi yeterli değil, “özel bir vize” gerekiyor. Kontrollerde gördüğüm kadarıyla herkes için gerekli bir izin bu. Gezimize,26 Nisan 2012 günü Şangay’da başladık, 2 gün de Xi-An’da kaldıktan sonra, asıl hedefine, Tibet’e doğru yola çıkıyoruz. Bugün 1 mayıs 2012. Hiç de düşündüğüm kadar hareketli değil kent. (Belki Çakmakçı’nın Çin Hakkında Hiçbir İddiası Olmayan Yazı’sını yeniden okumak iyi olabilir).

    china_admin

    Üç saat önce geliyoruz istasyona. Bilet ve pasaport kontrolleri, kuyruklar, güvenlik kontrolleri, çıkılan ve inilen merdivenler, tekrar kuyruklar sonucu bir bekleme salonuna varıyoruz. Aynı trene binecek yolcular, aynı salonda bekliyorlar. Şangay’dan gelen trenin gelişinin duyurulmasıyla kapılar açılıyor ve bir koşuşturma başlıyor. Önümüzde, tekrar çıkılan ve inilen merdivenler var. Yarım saatlik bir koşuşturma sonrası, ter içinde ulaşıyoruz  36 saatlik yolculuğumuz boyunca kalacağımız kompartımana. Genç bir Çinli kız ve sağ tarafı felçli yaşlı bir adamla paylaşıyoruz kompartımanı. Çinli kız, bir süre sonra yatağını bizim kullanabileceğimizi söyleyerek kayboluyor ortadan.

    Tibet 330

    Trans-Tibet Demiryolu, diğer adıyla Quinghai-Lhasa Demiryolu, 2006 yılında işletmeye açılmış. Dokuz yüz altmış kilometresi 4000 metrenin üzerinde ve 550 kilometresi donmuş topraklarda yer alan bir mimarlık harikası olarak kabul ediliyor. Daha önce en yüksekte seyreden Cusco-Agua Calientes hattından 200 metre daha yüksek. Deniz seviyesinden 5072 metre yüksekte bulunan Tanggu Geçidini aşarak Tibet’e giriyor. İlk başlarda fark etmiyoruz ama, yatak başlarında ve koridorlarda yer alan musluklardan düzenli olarak oksijen pompalanıyor vagonlara. Yükseklik hastalığından ortaya çıkabilecek sorunları çözmek için  bu konu uzmanlarının da olduğu bir sağlık ekibi  mevcut trende.

    Tibet 329

    Tedricen yükselmeye başlıyoruz. Diazomid’lerimizi almaya başladık. Önce 2500 metre yüksekte bulunan Xining’i geçecek, 36 saatin sonunda 3500 metre yükseklikte Lhasa’ya varacağız. Trende restoran ve gezici yemek servisleri var. Geniş ve temiz bir tren. Diazomid yavaş yavaş, ellerde, ağız kenarlarında iğnelenmelere yol açıyor. Şangay’a vardığımızdan bu yana kapalı olan hava yavaş yavaş açılmaya başlıyor. Rayların çıkarttığı klasik tren sesi yok artık modern trenlerde. Fotoğraf çekmeye çalışıyorum. Ne yazık ki, camlar açılmıyor. Artık, kirli camların ardında, çıktığı kadarıyla.

    Tibet 279

    Trenimiz, vadilerden, nehir kıyılarından, pirinç tarlalarının yanından sürdürüyor yolculuğunu. Hafif tırmandığımızı hissediyoruz. Doğuya seyahatlerde, jet lag daha zor atlatılıyor. Türkiye’yle arada sadece beş saat fark olmasına rağmen, hala Çin’in gece ve gündüzüne uyum göstermekte zorlanıyorum. Olur olmaz saatlerde ya uyku bastırıyor, ya da uykum birden bitiyor. Umarım geceyi güzel bir uyku eşliğinde geçiririm.

    Tibet 286
    Tibet 288

    Trans-Tibet Ekspresi  (pirinç tarlalarının yanından geçiyoruz )

    Tibet 304

    Yükseklik hastalığına karşı aldığımız ilaç ve hastalığa karşı bir önlem olarak içtiğimiz günde 3-4 litre su, tuvalet gereksinmesi ortaya çıkartıyor ve uykumuzu sık olarak bölüyor. Xining’de tren hemen hemen tamamen boşalıyor. Yanımızdaki yaşlı hasta da iniyor. Yataklar tekrar yapılıyor ve ardından büyük bir koşuşturmayla bütün kompartımanlar doluyor. Odayı bu seferinde, sosyetik görünümlü iki Çinli genç kızla paylaşıyoruz. Sürekli kremlenen, üzerlerinde marka giysiler olan kızlar. Çok güzel İngilizce konuşuyorlar,  Lhasa’ya gezmeye gittiklerini öğreniyoruz.

    Tibet 320
    Tibet 315

    Trans-Tibet Ekspresi ve Lhasa

    Sabah kalktığımda, trenin sonsuz bir beyazlıkta yol aldığını görünce çok şaşırıyorum. Yüzümü bile yıkamadan kameramı alıyorum elime. Deniz seviyesinden  4-5 bin metre yükseklerde seyrediyor olmalıyız. Basınçtan, su şişelerimizin, plastik ambalajlar şişmiş olduklarını fark ediyoruz. Demiryolunun yanındaki yoldan, arada sırada kamyonların geçtiği görünüyor. Beyaz zeminde, hareket eden renkli kamyonlar hoş bir görünüm ortaya çıkartıyor. Trenin bilgi ekranında, dışarıdaki sıcaklığın eksi 5 olduğu görülüyor. Bu doğa koşullarında nasıl yaşadıklarını merak ettiğimiz geyik sürülerine rastlıyoruz. Sürekli olarak oksijen basıyorlar vagonlara. Bu nedenle camlar açılamıyor. Ne de olsa tren deniz seviyesinden 4- 5 bin metre yükseklerde yol alıyor. Ani yükseklik hastalığı için kritik yükseklikler.

    Tibet 333
    Tibet 337

    Saatlerdir donmuş topraklar üzerinde yolculuk yapıyoruz. Tek bir yerleşim yeri bile görmedik henüz. Pencerelerden görebildiğimiz canlılar, sürüler halinde geçen geyikler ve uzaklardan geçen kamyonların yüzlerini seçemediğimiz sürücüleri.

    Kar ve buz, arada açıldığında altındaki kahverengi toprak ortaya çıkıyor. Görüntülerde çok büyük farklılaşma olmayınca, fotoğraf çekme isteğim azalıyor. Güneş biraz yatsa, bulutlar şekil değiştirse, köyler çıksa ortaya. Beş bin yetmiş iki metre yükseklikteki Tanggu Geçidini geçip Tibet topraklarına giriyoruz. İlk durağımız, Nagou. Çevrede tek bir yerleşim yeri görünmediği halde, trenin neredeyse yarısı boşalıyor burada. Tren istasyondayken, yoğun bir kar yağışı başlıyor. Benden başka heyecanlanan olmuyor. Kameramla, daha yakın fotograflar çekmek için platforma indiğimde hissettiğim sadece soğuk oluyor. Hemen dönüp, kazak ve eldivenlerimi giyiyorum.

    Tibet 343
    Tibet 355

    Trans-Tibet Ekspresi  (penceremden manzaralar)

    Tibet 368
    Tibet 377

    Trans-Tibet Ekspresi  (penceremden manzaralar)

    Tibet 380
    Tibet 396

    Trans-Tibet Ekspresi  (penceremden manzaralar)

    Tibet 419
    Tibet 428

    Trans-Tibet Ekspresi  (penceremden manzaralar)

    Lhasa’ya, anons edilen saatte, akşama doğru giriyoruz. Oldukça büyük bir istasyon. Trenden inmiş, daha henüz çıkışa yönelmişken polis bizi kenara çekiyor. Bakıyorum, trenden inen tüm yabancıları bir tarafta topluyorlar. Tibet vizelerimiz tekrar kontrol ediliyor. “Nereye gittiğimiz, bizi dışarıda kimin beklediği” soruluyor. Sorular oldukça saçma zira turistlerin kendi başlarına Tibet’e girmeleri ve seyahat etmeleri yasak. Ancak bir rehber eşliğinde dolaşabilirler Tibet’te.

    Tibet 409

    Dış kapıya kadar eşlik ediyor polis bize. Bekleyenler arasından bizim rehberimiz bulunuyor, belgeler bir kez daha kontrol ediliyor. Ancak o zaman izin veriyorlar kente girmemize. Nyima, rehberimiz, eşyalarımızı, bize önümüzdeki günler boyunca eşlik edecek arabaya yüklüyor. Bu arada, polisin sıkıştırmaları arasında boynumuza “hoş geldiniz” simgesi beyaz bir örtünün konulmuş olduğunu fark ediyoruz. Tibet, çok renkli bir ülke, bizi ilk olarak beyaz karşılıyor.

    Otelimiz, kentin ağırlıklı olarak Tibetlilerin yaşadığı bölgesinde. Zaten, otelin bulunduğu cadde girişinde Çin askeri kontrolü var. Nyima,  ilk uyarısını yapıyor. “Burada her şeyin, herkesin fotoğrafını çekebilirsiniz ama asla kameranızı Çin askerine doğrultmayın”. Dediğini yapabilmek çok zor, özellikle kentin ana caddelerinde, pazar yerlerinde, Çin askerini içine almadan fotoğraf çekmek olanaksız gibi.

    Hava oldukça serin. Kazaklarımızı giyiyoruz hemen. Güneş çok geç batıyor. Daha doğrusu, saatlerin ayarlanmasında bir sorun var. Tibet’te, Çin saati geçerli. Dolayısıyla, burada saat akşamın dokuzunda hava henüz aydınlıkken, Pekin’de güneş çoktan batmış oluyor. Kanımca önemli bir uygunsuzluk bu. Daha önce de bulunduk yükseklerde ama yine de bedenlerimizin bu seferinde nasıl tepki vereceğini bilmiyoruz. Erkenden giriyoruz yatağa. Kötü şans televizyon çalışmıyor. Tabii ki uyku tutmuyor. Yatakta dönüp dururken, televizyonun merkezi bir kumandası olduğunu fark ediyorum. Bir şey fark etmiyor zira, 52 kanalın çoğu Çince, bir kısmı da Tibet dilinde. Belki arada başka dillerde de kanallar vardır. Ama ben çıkartamıyorum. Bir ayının maceralarının anlatıldığı çizgi filmde karar kılıyorum.
     

    Devamını Okuyun:

    Lhasa